Evlenirken en sık duyulan temennidir: ' Bir ömür boyu mutluluklar dileriz...' Çok kıymetli değil mi? Peki nedir bu mutlu evlilik, nasıl bir ömür boyu mutlu olunur? Ya da mutlu olmak bu kadar kıymetliyken nedir insanları -bazen- evlilikte mutsuz eden? Belki de bu konuyu kaleme almanın zorluğunun bir nedeni de mutluluğun soyut/ göreceli bir kavram olmasındandır. Yeryüzünde yaşayan 7 den 70 e tüm insanların kendine göre mutluluk tanımları vardır.
Ben evlilikteki mutluluğu ele alırken kimsenin mutsuz olmak için evlenmeyeceğini hatırlatarak başlamak istiyorum. Ancak sadece mutlu olmak için de evlenilmediğini de eklemeliyim. Başka bir deyişle, mutluluğun bir yerlerde aranan ve bulunan bir şey olmadığını düşünüyorum.
Evlilik çatısı altında bu konuya bakalım; mutluluk tam da olup olmadığının aranmadığı her yerde, her andadır. İki kişi hayatı paylaşmak ve birlikte olmak adına evlilik yaparlar ve kendi hikayelerini yazmaya başlarlar. Bu hikayedeki karakterlerin mutlu olup olmaması ise onlara bağlıdır. İnsanoğlunun birbirine her zaman ihtiyaç duyan varlıklar olduğunu unutmamalıyız. Evlilikte kadının da erkeğin de aynı çatı altında birbirlerine olan yaşamsal ihtiyaçları kaçınılmazdır. Burada önemli olan, eşlerin ' birbirlerine ihtiyaçları olduğu' gerçeğini bilmeleri ve kabul etmeleridir. Ve eğer bunu iyi kullanırlarsa da yazdıkları hikayenin mutlu bir hikaye olacağına eminim. Üzüntülü, sıkıntılı zamanlar evlilikte de olacak elbette çünkü hayatın bir parçasıdır bunlar, tıpkı sevinç ve neşe gibi ama hiçbir zaman mutlu olmaya, mutluluğa engel değildir.
Evlilikte bireyler kendisini ve karşıdakini olabildiğince objektif ve önyargısız değerlendirebilirlerse, birbirlerini anlamaya çalışırlarsa, birbirlerinin beklenti ve ihtiyaçlarını önemserler ve önemsediklerini birbirlerine gösterebilirlerse aralarındaki iletişimin sağlıklı olduğunu söyleyebiliriz. Bir ortamda birden fazla kişi varsa farklı fikirlerin ve değerlendirmelerin olması kaçınılmazdır, önemli olan bu fikir ve görüş ayrılıklarının doğal olduğunu kabul etmek ve orta yolda buluşabilmektir.
Eşlerin sosyal yaşamı paylaşmak, ortak ilgi alanları yaratabilmek gibi birlikte vakit geçirmelerini sağlayacak tüm aktiviteler zamanı paylaşma fırsatının yanı sıra, kişilerin birbirini tanıması ve bundan keyif almayı, hayattan keyif almayı yani mutlu olmayı sağlamada önemli bir işleve sahiptir.
Ben esas faktörün, eşlerin birbirleriyle yukarıda bahsettiğim sağlıklı iletişimi kurabilmeyi öğrenmek için iyi bir deneme sahnesi olmasından kaynaklandığını düşünmekteyim. Tabii ki bu bilinçle kullanılırsa… Her insanın zihinsel süreçlerinin faklı olduğu bir yana kadın ve erkek cinsiyetinin beyin işleyişleri ve hatta yapısındaki farklılıkların da artık bilimsel olarak gösterildiği günümüzde bizden farklı birini tanımak ve kendimizi ona tanıtmanın da ayrı bir mutluluk kaynağı olabileceğine inanıyorum.
Herkesin mutlu olmayı beklemeden mutlu olması dileğiyle…
Uzm. Dr. Duygu Biçer
Psikiyatr
duygu_bicer@yahoo.com
Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Vakfı Tıp Merkezi
Bağdat Cad. Tepegöz Sk.1/2- Çiftehavuzlar/ Kadıköy
Tel: 0216 360 96 00(Pbx)
|